• TuvART Haber

ABD Soykırım dedi de ne oldu?

En son güncellendiği tarih: 6 gün önce

Her ABD başkanının 24 Nisan'da yapacağı açıklama ermeni diasporası tarafından çok önemsenir. O tarih, günler öncesinden şişirilir. Biden'den önce de bir iki ABD başkanı ermeni diasporasının umduğu açıklamaları yaptı. Ancak uygulamaları yapabilen olmadı. Neden?


Türkiye Cumhuriyeti
Türkiye Cumhuriyeti

Makale : Elçin Tuva


Makaleye geçmeden önce bu kısa videoya göz atmanızı rica ederim.



Ve ben bir Erzurumlu olarak neden fazlasıyla Milliyetçiyim ve faşist ermeni hareketlerinin yılmaz karşıtıyım, bu video ile kısmen anlaşılmış olabilir.


Evimizde yiyip içen ve hizmetkârı olan Akan adlı terörist kanlı cani, Osmanlının çöküşü ile eline hançer alan güruhun emrine sevinçle tabii olarak itibar gördüğü halka ihanet ederek kanlı katliamlara soyunmuştur. Neyse ki İspir'in önde gelenleri, kutlu vicdan sahibi kutlu halkı sayesinde İspir'de emellerine ulaşamadan kasaba sakinleri tarafından öldürülmüştür.


ermenilere bakarsan "Türkler ermeni öldürdü", biz Türklere sorarsan "mektuplarından da açıkça okuduğumuz üzere Türkleri külliyen kesmek, yok etmek isteyen güruhun ele başısı yok edilmiştir."


Soykırım, Fransa'nın hiç de hakkı olmayan topraklara girerek milyonlarca Cezayirliyi kanlı şiddetli işkencelerle, dünya kamuoyuna karşı rahat hareketlerle hunharca öldürmesidir.


Soykırım, ABD kıtasına yerleşen ve toplama bir millet kıvamında olan güruhun Kızıl Derililerin topraklarını ve mal varlıklarını hunharca, kanlı olaylarla öldüresiye ellerinden çekip almaktır.


Soykırım, Afrika kıtasının elindeki tüm zenginliklerin yerli halkın elinden alınması, insanların bir deri bir kemik olacak şekilde aç bırakılması, yağmur suyuyla, çamur suyuyla susuzluğunu gidermesine yol verilmesi ve "bu insanların ölmesi gerek, göstermelik yardım yapılabilir" hareketi haricinde çözümcü yaklaşımın olmaması, küresel salgın zamanında da bu kıtanın aşı ulaştırılacak yerler arasında olmamasıdır.


Soykırım, Hindistan'ın tüm değerlerini alt üst ederek bölgeye girilmesi ve tüm hanedanlığın kanlı girişimlerle darmadağın edilmesidir.


Afganistan, Pakistan, Irak başta olmak üzere bugün de Suriye'den insanların yarınlarının 500 yıllığına yaşam kalitesinin çalınması, tüm tarihi eserlerinin bile çalınıp batılı müzelere kaçırılması, doğal zenginliklerine el konulması ve mümkünse çökülmesi, bölgenin de bir türlü aklı başına gelmesin diye bu bölgelere "demokrasi gereği" asker konuşlandırılıp halkın her türlü varlığına tecavüz edilmesidir.


Kaçırılan çocuklardır soykırım, kesilen dedeler ve ninelerdir, mal varlığına çökülmesidir, zenginliklerin suyunun kendi bağına bahçesine yöneltilmesidir, insanların zenginliğini aldıktan sonra umarsızca onları fakirliğin göbeğine fırlatıp atmak ve bir daha da bakmamaktır. Birilerini 115. sınıf insan tayin etmek de bir diğer soykırımdır!


Batının, tümü olarak halklarında soykırım genlerine işlemiş bir davranış biçimidir.


Millet olmadıkları ve bir türlü olamadıkları için; soylu bir kültür unsuru da bulunmadığı için talancı, katil, zorba, hırsız ve arsız olmaktan başka bir bildikleri olmadı.


Tarih, sanatıyla ve siyasetiyle ve tüm detayları bu durumu nakış nakış işledi.


Batı, kendi içinde de çok hunhardır. Şöyle ki Biden'in açıklamasında "Constantinapole" diye bahsettiği ve 1360 yılından beri İstanbul olarak da adlanan ilgili şehre keşke Bizantion, Augusta Antonina, Nova Roma adlarıyla da hitap etseydi.


İşte o zaman Bizanslıların ermenilerin canına nasıl okuduğu da hatıra gelirdi ermenilerce!

Soykırım, ermenilerin o hatırlamak istemediği Bizans anılarıdır!


Kendi içlerinde de batı bütünleşik değildir. Hatta ermeniler hiç değildir! Rus belgelerinde keyifle bu durumları okuyaiblirsiniz.


Selçuklu İmparatorluğuna sığınan ermenilerin kanındaki yapı, devlet yönetimi tarafından tez görülmüş ve geldikleri yerdeki olayları da yakından bilindiği için Türklerce devlet içinde azınlık konumunda olacak şekilde dağıtılmıştır. Hiçbir Türk toprağında ermeniler, bu özellikleri sebebiyle çoğunluk konumda olmamıştır.


Bugün bile "ermeni mahallesi" diyebileceğiniz yerleri geçmişte kimse çok hatırlamaz. Oturumları bile özellikle halkın içine serpiştirilmek suretiyle düzenlenmiştir.


Böylelikle hal ve hareketleri de elbette kontrol altına alınmıştır.


Sanat ve kültür alanında pek de el motor gelişmişliği göstermeyen ve daha çok "amelelik işlerde" de batılılarca kullanılan bu kişileri Selçuklu, öncelikle inşaat alanında işçi olarak kullanmıştır. Bu sebeple ermenilerin "bizim binamız" diye gösterdiği yıllanmış mazili tüm kiliseler, Selçuklu mimarisindedir.


Farklı bir mimari tipini Ruslarla yakınlık kurana kadar da geliştirememiştir.


Sarraflık işine ise çok daha sonra alınan ermeniler, daha sonra katiplik, müzisyenlik gibi alanlarda da görülmeye başlamıştır. Ticaret ile yoğunlaşan ermeniler, Osmanlının son dönemlerinde mecliste önemli ağırlıklar elde etmiş ve bakan dahi olmuştur. Aynı dönemde Rum sadrazamlar da mevcuttu ve hatta Berlin Kongresine katılan Osmanlı sadrazamı Rum Katodori adlı kişidir.


Ne var ki Rusların kullanmak istedikleri bu güruh, batının da verdiği gaz ile ayaklanmışsa da istediği hareketi Ruslardan görememiştir. Derhal batı ile diyalogu sıkılaştıran ermenileri Alman Prof. Dr. Ernest Jackh, Yükselen Hilal adlı kitabının altmış dördüncü sayfasında şöyle anlatıyor:


Ermeniler hiç kimsenin davetini beklemedi. Baştan beri müttefik saflarında çarpıştılar. Yüz binden fazla kuvvetleri Rus ordusuna hizmet ediyor. Takriben yirmi bin gönüllü Ermeni, Kafkaslar’da savaşıyor. Hatta Rus ordusu, şimdiki başkumandanı General Alexieff de Ermeni'dir...”

Peki, müttefik dündü de bugün değil mi?

Elbette bugün de müttefikler!


Ancak ne oldu?

Çok uzağa gitmeyin, bugüne gelin.

Ermenistan nerede kuruldu?

Rusya'nın dibinde! Kim tarafından kuruldu? Rusya!


Dün ermeniler batı ile anlaşma içine girdi diye ne oldu?

Rusya'nın en kötü zamanında bile tokadı yedi. Batı bir şey yapabildi mi, hayır!


Dün Azerbaycan'a karşı ayaklanan ermeniler, sırf batıdan az biraz destek aldı diye ne oldu?

Karabağ, Şuşa diyeyim gerisini anlayan anlasın.


ermenileri var eden batı değil Rusya'dır!

Rusya, ermenileri tutmadığı zaman batı, ermeniler hiçbir zaman tutmamıştır, tutmaz!

Neden?

Çünkü devletin olduğu yer Rusya'nın dibi.

Türklerin ortası!

Batının "Uzak Doğu"su!


Uzak Doğu dedikleri yer Türkistan!


Peki, Turkishland olarak haritalarında yakın zamana kadar baktıkları o topraklarda neler oluyor?


ABD, durduk yere bu kelimeyi kullanmayı seçmedi. "Son çırpınış" diyelim bu girişime.


1 - Her ABD başkanının tarihe geçmek istediği farklı bir eylem vardır, Biden en kolay olarak bunu seçti; ABD'nin tarihine geçti.

2 - Türkiye'nin yüzünü batıdan çevirmesiyle birlikte Doğu'nun tamı tamına 300 yıl boyunca sürecek parlak günlerin başlangıcında olunması ve batının bu dünyada etkin rol almayacak olmanın karın ağrısı.


Evet, 300 yıl!


Çin, sevseniz de sevmeseniz de Türkiye'nin yeni ve asıl müttefikidir.

ABD'nin en büyük rahatsızlığı budur! Yarının dünyasında Türkiye, konumu bambaşka bir noktada olacaktır. Çünkü:


Memleketim olan İspir'de yıllar yıllar önce Avrasya Tünelinden çok daha büyük bir tünel yapıldı ki hâlâ bugün Türkiye'de kimse tarafından pek bilinmez bu tünel. O tünel, Çin kaynaklarınca yapıldı. Karadeniz'e açılan yollardan ticaret yollarından biridir.


Çin'in Kuşak Yol Projesinin en önemli toprak ağırlığı Türkiye'dir ve Türkiye, Çin ile müttefiktir. Bu müttefiklik konu başlıkları giderek artacaktır. Siyaseten ve ekonomik olarak kazanç açısından batıdan bir şey kazanmayan Türkiye, Doğu iştirakleri ile yapılan tüm olumsuz medyatik girişimlere rağmen, kazanan olacaktır.


ABD'nin başkan yardımcısı ne diyor? "Türkiye ile müttefikiz" diyor.

Aynı konuşmada "bunları konuşmaktan çekinmeyiz, söyleriz ama müttefikiz" diyor.


Yani "konuştum ama sen dediğime bakma; ne dediğimi ben biliyor muyum sanki" diyor.

24 Nisan'da açıklama yapacak olan Biden, 23 Nisan'da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını arıyor.


Evet, ABD soykırım dedi ne oldu?

Milyon senaryo üretilir. Üretilecektir.

Ama gerçek senaryo dün şuydu:


1915 yılının Ocak ayında; 19 Ocak tarihli Russkoje Slove gazetesinde yayınlanan bir itiraf var. Ermeni Avukat Calkus diyor ki; Türklerin gözünde Ermeniler, hak ettiği karşılığı buldu. Çünkü biz, hıyanet suçu ile suçluyuz.

Bugün de bizim gözümüzde değişen bir şey yok.

Başkaldırı yapan hainlere hadleri bildirilmiştir!

Bu, her zaman böyle olmaya devam edecektir.


ABD başta olmak üzere bütün batı da bunu bilmektedir.

Yarınlarda başlayacak olan 300 yıllık zirveden taviz vermeyecek olan Asya Birliği içinde Türk Birliği de önemli bir karar verici oyuncu olacaktır.


Rusya da bu gerçeği gördüğü için Karabağ'da ciddi bir sorun çıkarmamıştır.


Arşivi yavaş yavaş yazıyorum, buradan inceleyebilirsiniz.




133 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör