Tahtı, Çarı, Vatanı Korumak isteyen Mıgırtıç'ın Mektubu

En son güncellendiği tarih: May 16

Rus arşivlerinde Ermenilerin nasıl ayaklandığı, ilmek ilmek işlenenler ve Rus belgeleri arasında Mıgırtıç'ın mektubundaki söylemleri... Keza 30 yıl boyunca yaşanılan ve öğrenilen ne varsa Mıgırtıç ile "bilgi silahına" dönmüş...


Mıgırtıç'ın Mektubu

Makale : Elçin Tuva

Önce Mıgırtıç'ın mektubunun tamamına göz atalım.


Belge No: RGVİA. Fon 2100. Sayı 1. Dosya 558. Sayfa 329-329 arkası.


Ekselansları

Majesteleri İmparatorun Genel Valisi


Sahalin Bölgesi Aleksanrovskiy Kırsal Toplumu Köylüsü

Kars Bölgesi Aşağı Kadıklar Köyü’nden

Mıgırtıç Gazhi Danielov


Dilekçe.

Tahtı, Çarı ve vatanı korumak için tutkulu bir arzu duyan ve hayatını esirgemeden, küstah düşmanla inanç ve hakikat uğruna savaşmak için istekli olarak, alçak gönüllülükle Siz Ekselanslarından, benim avcı olarak mevcut Kafkasya Ordusu’na kabul ve kayıt edilmeme ilişkin emir vermenizi arz ediyorum.

Bu durumda Kafkasya’da yaşadığım süre boyunca (30 yıl), yakın - komşu bir sakin olarak çok iyi öğrendiğimden dolayı, düşmanın mevkilerindeki tüm yollarını, köylerini, şehirlerini, gelenek ve göreneklerini bildiğim için, şüphesiz yardımım olacaktır.


Şu anda 50 yaşındayım, oldukça sağlıklıyım ve düşmanla çarpışabilirim.


Ek: № 675 sayılı sabıka kaydı (suç kaydı bulunmamaktadır) ve fotoğraf.


15.02.1915

Mıgırtıç Danielov, kendisinin okuryazar olmaması nedeniyle ricası üzerine onun adına köylü Vasiliy Sneşenko yazmıştır.




Ermenilerin Ruslarla yazışmalarına baktığımız zaman Ermeni birliklerinin komutanı olan kişinin Rus yetkililere "Sadık Kulunuz" gibi hitaplarda bulunduğunu ve kendini bu şekilde konumlandırdığını görürsünüz.


Diğer yandan Ermeni birlikleri içinde "cinayet, soygun ve her türlü şiddet" olması ve bunun yüksek oranda olması sebebiyle türlü tedbirler alındığını, bu tedbirleri Ermenilerin hemen fark edip önlem almakla kendilerini Ruslara övdüğünü de görebilirsiniz.


Cinayet ve her türlü şiddet olması haliyle bazı birliklerin ve birliklerdeki milislerin hakkında ciddi kısıtlamalar yapıldığını da görebilirsiniz.


Alman ajanlarının Ermeni birlikler içinde çalışmaya gelmiş olması da dikkat çeken bir diğer unsur. Hatta Bükreş Büyükelçiliğinin ilettiği listede Türk vatandaşı olup Ermeni asıllı kişilerin Ruslar tarafından uygun görüldüğü takdirde milis olarak Ermeni birliklerine alınacağı gibi yazışmalar da var.


Yani Ruslar için sakıncalı görülen Ermeniler, birliklere Ermeniler tarafından alınamamaktadır. Hatta bazı partili milislerin geçişleri de hep Rus emri ve iznine tabiidir.


Ne var ki Ermeniler arasında iki görüş hakimdir:


1 - Rusya, kurtarıcıdır. Sadakatle, özgürlük günlerine kadar Ruslarla olunmalıdır.

2 - Rusya için Ermenilerin bir önemi yoktur. Rusya için yayılmacılık önemlidir. Ermeniler piyondur. Kurmak istediği Ermenistan için en büyük Rus temennisi "Ermenisiz bir Ermenistan"dır. Bu sebeple Ruslarla kati surette çalışılmamalıdır.


İşte bu sebeple yoğunlaşan fikirlerle "kime karşı kullanılacağı henüz belli olmayan" silahlar Ermeniler tarafından biriktirilmeye başlamıştır. Nasıl mı?


Rusların verdiği silahları "kaybettim" deyip yenisini talep ederek.

Yani silah aldığı Rusa karşı da aldığı silahla, silahlanan bir güruh...


Sonra bakıyor ki böyle olmuyor, yeniden içlerinde Ruslara karşı anti propagandaları dindirip "sadık kulunuz" şeklinde mektuplar yazılıyor vesaire vesaire...


O kadar çok satır var ki... Hayretle okuyorsunuz, kendi kalemlerinden kendilerini; işlerini, fikirlerini; neyi, nasıl ve neden köpürtüp neye ulaşmak istediklerini...


Mıgırtıç'ın "küstah" dediği "düşmana" nasıl da küstahça hazırlıklar yaptıklarını...


Belgeler ortada... Mıgırtıç, çok belirgin bir simge benim gözümde.


Tahtı, Çarı, vatanı korumak için büyük arzu duyan elli yaşındaki Mıgırtıç...


Keşke vatandaşı olduğun ülke için de samimiyetle bir tane fayda sağlayabilseydin... Ve senin gibi ne Mıgırtıçlar var bugün bile... Hâlâ...


Mıgırtıç'ın ruhu ve günümüzde yaşayan gölgeleri, maskelileri;

Korumakla kendini parçaladığın Çar, Taht bak ki kurduğu Ermenistan'da Ermenilere ekmek veriyor mu?


Sadece üç milyon Ermeni yaşayabiliyor Ermenistan'da. Diğerleri, büyük arzuyla "küstah düşman"a karşı koruduğun "vatan"da hâlâ yaşayamıyor.

NEDEN?


Yoksa o da mı bizim yüzümüzden?

Hadi oradan sen de!


Ermenisiz Ermenistan, aydınlarınızın öngördüğü üzere Rusya'nın istediğidir.

Batı'nın hayali ise çok daha hunhar! Çok daha barbar!

Ne demişti Avrupalı büyükleriniz? "Bu olanlarla arkanızda durmamızı gerektirecek bir şey yok. Ölümcül kavga çıkarın. Ölün ki arkanızda durabilelim!" Ve öldünüz!


Sizleri ihanete sürükleyenin başı Rustu! Bugün de canınızla, geleceğinizle oynayan yine Rus!


Ve bir türlü aklını başına toplayamayan sizler...


Lütfen, vatanınıza gidiniz. Özellikle Türkiye'de yaşayanlar.


O vatan için gerçekten "çok feci" savaştınız. Lütfen, vatanınıza gidiniz! Sağda solda Türkler hakkında değil biraz da Ruslar ve Avrupalılar hakkında konuşunuz! Gerçekleri konuşmaya başlayınız!


Rusun size güvenmediği yerde Avrupaya nasıl koştuğunuzu ve davet beklemeden nasıl biat ettiğinizi ama size "ölün" emrini nasıl verdiklerini ve nasıl öldüğünüzü anlatınız! Sadık kulları olmaktan çıkabildiyseniz şayet! Ve kendi aranızda bile cinayetler işlemekten vazgeçebildiyseniz şayet!


Yoksa Mart 1915 yılında yapılan kongrede "Türk uyruklu Ermenilerin toprak sorunu da ortaya konulmuş; bunlar için toprak sağlamak konusunda tüm çabanın gösterilmesine karar verilmiştir." hususunca buradaki "Ermenilerin toprak sorununu" çözmeyi bugünlere mi ertelediniz?


Tiflis'ten işleri (!) yürütürken Anadolu'da yaşayan Ermenileri sevmediğinizi belgelerden okuyoruz!


Kabul edelim ki bu civarlarda yaşayan Ermeni şahsının karnı, sadece Türk'ün yanında doymuştur. Neye benzediğini kendisinin de bilmediği "vatan"(?)ında yaşayamayan Ermeniler!


Osmanlı'da birinci sınıf muamelesi gördüğünüzde ve askerlik yapmadığınızda; evlenip yuva kurup işinizi yoluna koyup zengin olduğunuzda, okuyup bilgi ve meslek sahibi olduğunuza en az sekiz ortalama on iki yıl askerlik yapıp memleketine dönen Türk'ü yanınızda işçi olarak işe aldığınızda rahatınız da keyfiniz de yerindeydi. Ama yetmedi...


Vakıf Vergisi ile mallarınızın vergisini ödemeniz istendiğinde yer yerinden oynadı! Neymiş, Aşkale'ye sürgün edilmişler! Hani oralar sizindi! Niye sürgün olsun! Sözde memleketinize İstanbul'dan gitmenin neresi sürgün oluyor?


Üstelik Anadolu'nun ve Osmanlı'nın her karış toprağında yıllarca askerlik yapan canım Türkler, sürgün demiş mi hiç? Beğenmemezlik etmiş mi memleketin şu kısmında ya da bu kısmında olmayı? Ya da oradan oraya göreve atanmayı? Evinden yurdundan, bir tas sıcak çorbadan uzak kalmayı dert etmiş mi? Sıcak bir yastık yüzü görememeyi laf etmiş mi?

Düşünün ki Türkün vergiye dahil olabilecek bir mülkü dahi yoktu!

Hepinizin mesleği, diploması, dükkanı, evi, barkı, yalısı vardı!


Bir yere ayak basıyor olmak, o toprağı vatan yapıyor ise bizler o halde herkesi kovmaya başlayalım!


Böyle mi olacak?


Türkiye'de "vatan"(?) kuracaklarmış hayaliyle Rusun, Fransızın, Amerikan'ın, İngilizin "sadık kulu" olarak özgürlük ve cesaret naraları atanlara bak!


Şahsına münhasır ihaneti haricinde tarihsel hiçbir meziyeti yok!

Ne varsa hepsi tel maşa tutturulmuş!






71 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör