• TuvART Haber

Tarihinle hesap sor, hesap al

Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi, Atatürk döneminden sonra hep savunmada ve hesap veren konumunda kalmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin sahip olduğu gerek topraklara yönelik gerek kültür gerekse vatandaşlık ayrıştırmasına kadar sebep olan iddialar karşısında hep savunmada kaldı Türkiye. Oysaki Türkiye, Osmanlıdan Selçukludan başlayıp tarihi ve kültürel mirasını korumak amacıyla hesap sormaya başlamakta yüzyıl kadar gecikti.


İşine gelen işine geldiği yerden Türk Kültüründen parça koparıp bu benim diyor. Kimisi de "benim" diyemediği için "Türktür" de diyemediği için "Bilinmeyen kültür" ya da "bilinmeyen millet" şeklinde Türk mirasını yorumluyor.


Oysaki sanat tarihi açısından bir eserin veya kültürün kime ait olduğunu ispat etmek hiç de zor değil.


Hatta o bölgeye yerleşmiş olan kültür ile arazinin hangi milletin egemenliğinde olduğunu da anlamak zor değil.


Bir halı veya kilim motifinde gördüğünüz ve bugün "Tamga" adı ile anılan şekiller "bar" dediğimiz folklor oyunlarımız, yazımıza, seramiğimize, çalgılarımıza, resimleme kültürümüze, grafik sanat olarak 19. yüzyıl ile ifade edilen ancak bizde ezel ebet bulunan soyut görsel çalışmalarımıza, maden işlemeciliğimize, mimari eserlerimize ve süslemelerimize, bezemelerimize yansımış ve hatta algılarımızda, düşün biçimimizde bu semboller anlamlarını yansıtmıştır.


Yani bir yere çizik atmak değildir bizim kültürümüz.

Bir yerde nota tıngırdatmak değildir.


Yapılan her işin hem görsel hem işitsel sanatta yeri vardır hem de yaşamımıza derhal o kültür donesi girer. Sayılamayacak kadar da uzun süre yaşar.


Bizim yaşamımızda olan kültür donelerine sahip çıkanlar, kendi kültürlerinde işin evveliyatını ve haliyle aslını bir türlü ortaya koyamıyor.


Örneğin ermeniler "Sarı Gelin benim" deyince ermenice orijinalini getir teklifimize cevap verememektedir. Çünkü yok.


Yunanın "lokum benim" demesiyle "baklava benim" demesiyle eski ve yeni türevleri getir dediğimizde getirememesi gibi...


Ya da dünya avamına seslenip şu soruların cevabını hâlâ alamıyoruz:


Hey Rum, gökten zembille mi indi sana epsilonlu omegalı yazı? Bunun eskizleri nerede?

Hey Yunan, bu tapınakları nerede yapmayı öğrendin? Evveliyatı nerede bu eserlerin?

Hey Rus, sen bu sarayları daha önce nerede yapardın? Birden bire ne olmuş da başlamışsın saray yapmaya ve bir tür Rus mimarisi çizgisinden bahsediyorsun?

Hey Gürcü! Anladık güzel öğrenmişsin Kafkas Danslarını da senin kültürün sağda solda nedense sadece Türk ile etkileşime girmiş, neden başkaca birilerini hiç mi hiç etkileyemedin? Kendi kendine orada böyle bir kültür yarattın ve kendi kendine yaşayıp durdun öyle mi? Oysaki kültürün varlığına aykırı bu. Kültür mutlaka alır ve verir. Kimseden almamışsın anladık da bir tek neden Türk'e vermişsin?

Hey batı! Şu enstrümanların dedelerini bir türlü ortaya koyamadın. Ortaya koyduğun dedeler, sadece yaş olarak eskice. Oysaki bu kemanın iki telli, tek telli aşamaları olmalı. Tek heceli dil zamanına uyum sağlayan müzik gereği böyle olmalı. Üstelik insanlık önce ritim sazla müziğe başladı. Sende ritim müzik için eski zamanlarına işaret eden bir tane bile enstrüman bulunmuyor. Nasıl oluyor da gökten zembille bu enstrümanlar bir tek senin başına düşüyor? Birilerinden bir şeyleri görüp geliştirmiş olmayasın? Ama ne ilginçtir ki o gelişim aşamasına ait enstrümanların da yok. Yoksa "cadı" diyerek Türk Kam Kadınlarını ve Erkeklerini yok ederken bu enstrümanları da mı yakıp yıktınız!


Sonra öyle kültürlüler böyle modernler böyle şöyle filan falan...


Türkiye Cumhuriyeti, Batı'da ve Doğu'da; en yeniden en eskiye kadar kültürel mirasının peşine düşmeli ve taşınmaz eserlerin iyiliğinden emin olmalıdır.


Bu eserlerin iyiliği için gerekli tüm kıyameti koparmalı ve buna göre de bir dış siyaset maddesi geliştirmeli.


"İç işimize karıştınız" filan gibi şikayetler de gelirse "Dur! Daha kaç kişinin Türklükten zorla çıkarıldığı çalışmasına gelmedik, şu an sadece eserlerimizin peşindeyiz" denmelidir.


Keza Irak'ta ne kadar eser varsa (üstelik koca koca binalar) Batının müzelerinde sergileniyor. Suriye de aynı dertten mustarip.


Vakti zamanında bizim de taşınmaz eserlerimiz gizli gizli kaçırılıp batıya götürüldü ve utanmadan müzelerde sergileniyor.


Onların da geri getirilmesi şart.

Hepsinin de ayrıca hesabının sorulması daha da çok şart.


1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör