Açken Sen, Sen Değilsin

Doğru karar verebilmenin yolu nedir? Fizyolojik durumla paralel ilerleyen karar verme yetkisinde yorgunluk ve açlık seviyesinin önemi büyük. TuvART yazarı Elif Sözer, bu makalesinde doğru karar vermenizi sağlayacak detaylarda yardımcı oluyor.



yemek



TuvART Yazar : Elif Sözer


Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız fakat farkında olmadığımız birçok şey kararlarımızı ve davranışlarımızı etkiler. Hatta açlık-tokluk, kan şekerinin düşmesi gibi fizyolojik durumlar bile bu konuda etkilidir.


Konuyla ilgili yapılan bir araştırma ilginç sonuçları barındırır: Hükümlülerden biri saat 11.17’de hâkim karşısına çıkıyor. Suçu hırsızlık, cezası 6 ay. Başka bir hükümlü saat 13.40’ta aynı hâkimin karşısına çıkıyor. Suçu ve ceza süresi ilk hükümlüyle aynı. Tek bir farkla; ilk hükümlünün şartlı tahliyesine izin verilmezken, ikinci hükümlü için tahliye kararı veriliyor. Nedeni nedir sizce? Kravat indirimi mi? “Hâkim bey çocuğuma mama alacaktım” gibi duygusal bir savunma mı? Yoksa ikinci hükümlü birinciye oranla daha mı yakışıklı?


Hiçbiri değil.


1.000 yargı kararının ele alındığı 2011 tarihli çalışmaya göre neden, jüri üyelerinin ya da hâkimin midesinin gurultusudur.


Araştırma sonuçlarına göre bir hükümlünün şartlı tahliye şansı jürinin ya da hâkimin yemek molasının hemen sonrasına denk gelmesi durumunda en yüksek değer olan %65’e çıkıyor, bu oran öğle arasından önce olan saatte en düşük değer olan %20’ye düşüyor.


Florida Eyalet Üniversitesi’nden psikolog Roy Baumeister üniversite öğrencilerinden oluşan büyük bir gruba “bariz uyaranlara dikkat göstermemek, bilinçli bir çabayı gerektirir” tezinden yola çıkarak bir deney tasarlar.


Öğrencilere televizyon izlerken ekranın altından geçen rasgele sıralanmış sözcükleri görmezden gelecekleri zihinsel açıdan yorucu bir görev verilir. Ardından öğrencilere limonata ikram edilir. Yarısı limonatayı gerçek şekerle içerken diğer yarısı tatlandırıcı kullanılan limonatayı içer.


Glikozun kanda yayılıp beyne ulaşması için gereken yaklaşık on beş dakikalık süre geçtikten sonra, Baumeister öğrencilerin apartman daireleri hakkında karar vermelerini ister.


Tatlandırıcılı limonataları içen öğrencilerin yaşayacak yer seçimlerinde içgüdülerine ve sezgilerine başvurma ihtimallerinin -bu durum yanlış yerler seçmelerine yol açsa da- daha yüksek olduğu ortaya çıktı.


Baumeister’e göre bunun nedeni tatlandırıcılı içecek içen öğrencilerin akılcı beyinlerinin düşünemeyecek kadar bitap düşmüş olmasıdır.

Araştırma sonuçlarına göre kan şekeri seviyesindeki ufak bir düşüş bile özdenetime ket vurabilmektedir, zira frontal lobların işlemesi için çok fazla enerjiye ihtiyaç vardır. Tatlandırıcı, öğrencilerin güçlendirici şeker takviyesi ihtiyacını karşılayamamıştır. Bu araştırma sağlık için zararları kanıtlanmış olan fazla şeker tüketimini teşvik etmek için yapılmadı elbette. Fakat sonuçlar açlık ve yorgunluk durumunun huysuzlukla arasındaki korelasyonu açıklamaya yardımcı olabilir. Böyle anlarda beyin küçük bir sıkıntının bile tetiklediği olumsuz duyguları bastırmakta zorlanabilir.


Kötü ruh hali ile kötü prefrontal korteks performansı arasında ciddi bir ilişki vardır.

Velhasıl efendim!

Aç ve yorgun olan insanların normalden daha huysuz davranışlar sergilediğine siz de şahit olmuşuzdur. İşte bunun nedeni prefrontal korteksin “ayyy şekerim düştü şekercim, nerede benim şekerim?” moduna girmiş olmasıdır.



1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sen, Sen Ol!