Ağustos Böceğinin İade-i İtibarı

Çocukluğumuzdan bu yana her türden algı ile dünya görüşlerimizin şekillendirilmesini ve ön yargıların oluşmasının sağlanması üzerine TuvART Makale yazarı Elif Sözer'den güzel bir yazı.


oyuncak


TuvART Yazar : Elif Sözer


La Fontaineeeee! Ağustos Böcekleri kadar taş düşsün kafana emi! Sen yıllarca nasıl da kandırdın küçücük beyinlerimizi! Neymiş efendim, çalışkan karınca tüm yaz çalışıp kış için erzak biriktirirken, Ağustos Böceği de saz çalıp şarkı söylermişmiş de... Kış gelince Ağustos Böceği titreyerek karıncanın kapısına gitmişmiş de... Aman bundan çıkarılacak sonuç şuymuşmuş da... Valla ben Ağustos Böceği kadar kısa yaşayacağımı bilsem değil saz çalıp şarkı söylemek, çifte telli oynardım be ya! Günümü gün ederdim valla! Ne çekeceğim dünyanın kahrını!


Yahu La Fontaine! Sen bu masalı ayık kafanla mı yazdın? Hıııı..! Senin hiç haberin olmadı mı Ağustos Böceklerinin toprağa düştükten sonra 17 yıl toprak altında sabırla, azimle beklediklerinden, yeryüzüne çıkınca günlerce güneşin altında sert kabuklarının kırılması için durduklarından. O sert kabuklardan kurtulduklarında özgür olmanın sevinci ve heyecanıyla tüm kaslarını çalıştırırken neşeli ve güzel sesler çıkartıp bir de kısacık ömürlerinde tam bir aşka yelken açayım, güzel bir hatun bulup yuvamı kurayım, bir sürü bebiş böcüğüm olsun derken, şu yalan dünyada sadece dört haftacık kalıp hayata veda ettiklerinden.


Valla çok kızgınım sana La Fontaine! Nasıl da zihinlerimizi kandırmışsın! Nasıl da önyargı oluşturmuşsun bizlerde...


Tıpkı bazıları gibi: Gözlerimizle, aklımızla, beynimizle, kalbimizle, sevgiyle bakmayı denemek yerine birbirimize önyargılarımızla bakmayı dayatan bazıları gibi...

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör