top of page

Anayasa'yı Tartışmak

Dönemin Anayasa Mahkemesi Üyesi olan Yekta Güngör Özden'in, Cumhuriyet gazetesi için 1985 yılında kaleme aldığı makale.

anayasa

Reisi Cumhur Sebahattin Öztürkoğlu Arşivinden


Yarına Mektuplar - On Birinci Makale

Cumhuriyet Gazetesi


HABER ADI : Anayasa'yı Tartışmak

MAKALE YAZARI: Yekta Güngör Özden, Anayasa Mahkemesi Üyesi

TARİH : 25 Nisan 1985 Perşembe


Temel hak ve özgürlükleriyle anlam ve hukuksal tümlük kazanan bireylerin ve toplumun, siyasal güce karşı güvencesi, devlet yaşamının kaynağı, hukuksal - siyasal düzenlemelerin dayanağı olan anayasa "devlet düşüncesi"ni gerçekleştiren bir temek anlaşma niteliğindedir. Uluslaşmanın ve ulusallığın belgesi - yapıtı sayılan anayasa, yasalarımızın ölçütü, hukuk inancımızın simgesi, ulusal varlığımızın ve ulusal dengemizin bilimsel aracıdır. Devlet yapısını, ulusal egemenliğin kullanılma yöntemiyle erkler düzenini, yetkili organların oluşumlarını, çalışma koşullarını, işlevlerini ve sorumluluklarını, yönetim biçimini, özgürlükleri, ilkeleri, teml hak ve ödevleri (kişisel, sosyal ve ekonomik, siyasal), yükümlülükleri belirlediğinden ulusal yaşamımızın hukuksal giysisidir. İnsan haklarına dayanan (saygılı olmak yetmez) demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ereğini gerçekleştirmek, yasaların anayasaya, yürütmenin tüm işlem ve eylemlerinin yasalara uygunluğunu yargı denetimiyle sağlayarak "devlet çarkı"nın sürekli ve düzenli dönmesini başarmak amacını taşımaktadır. Hukuk devleti çabalarının son aşamasını bilinen anayasa ulaşmamız-aşmamız gereken uygarlık düzeyine yönelik "ideal yasa1, üst kurallar topluluğudur. Devletin kendini sınırlamasının kanıtı, bağımsızlık, özgürlük, egemenlik kavramlarıyla, adalet duygusuyla, ulusal ülkelerin somutlaşmasıdır. Genel görünümüyle "Devletin hukuksal projesi-çizelgesi"dir. Toplumun gerçeklerinden esinlenen, çağdaş toplum düzeninin tüm öğelerini yansıtan, ulusal omurumuz olan anayasa; ülkemiz, devletimiz, bayrağımız gibi hepimizin kutsal değeri, ulusal andıdır.


TARTIŞMA - ELEŞTİRİ


Savların, savunmaların, öneri ve dileklerin, uyarılarla birlikte karşılıklı görüşler olarak açıklanması, gerçeğin mayasını oluşturan "tartışma"dır. Eleştiri, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı, uygunu aykırıyı saptayıp gerçeği, özleneni bulmanın en yararlı yöntemidir. Tartışma ve eleştiri iç içedir, eş anlamlıdır da. İkisi de yol gösterici, gerçekçidir. Övgüyü de yergiyi de kapsarlar. Önyargıdan, koşullanmaktan uzaktırlar. Yıkıcı değil, yapıcıdırlar. Yanlışlık, yanılgı ve sakıncayı önlerler. Bilimsel toplantılardaki eleştiriler üstelik güven ve hoş görü vererek yararlı da olurlar. Sessiz eleştiri tehlikelidir Olağan eleştiri gerçek alkıştır, aldatmaz. Beğenisi sağlıklı, vardığı sonuç, üzerinde durulacak bir "gerek"tir. Alışılagelen, günlük yaşamda rastlanan türden tartışma ve eleştiri konumuz dışındadır. Suçlamak, karalamak, küçültmek, aşağılamak, yalnızca yermek ve kınamak amacını güden, bir tür sövgü olan eylemlerin gerçek eleştiriyle hiçbir ilgisi yoktur. Değerbilirler için eleştiri, en iyi "dost"tur. Bilimsel bir çaba olan eleştiri, kırgınlık ve kızgınlık nedeni yapılamaz. Anlayış ve hoş görüyle karşılanır. Her konuda yapılabilecek eleştiri, anayasa konusunda da yapılabilir. Böyle olduğunda büyük duyarlılık göstermek, gücü yettiğince, elinden geldiğince, usu erdiğince yardımcı olmak gönendirici bir tutumdur. Eleştireni suçlamak doğru değildir. Yurtseverlik kimsenin tekelinde olmadığı gibi hiç kimse öbür yurttaşından daha "vatansever" olduğu savında da bulunamaz.


ANAYASAYI ELEŞTİRMEK


Anayasayı eleştirmek, kimi maddelerini uygun bulmamak, değişiklikler istemek anayasaya karşı olmak değildir. Şimdi anayasanın eleştirilip eleştirilemeyeceğini irdelemekteyiz. Eleştirilecek konular ayrı bir yazıyı gerektirir, o ilgililere düşmektedir. Bu topraklar üzerinde yaşayan "Ne Mutlu Türk'üm!" demenin kıvancını duyan herkes, anayasasını eleştirebilir. Daha etkin, daha doyurucu, daha uygun anayasa istemek suç değildir. Sağlıklı bir hukuk düzeni, bu yolla barış ve mutluluk daha güçlü kurulur.


Ulusun gücünü derleyip yönlendiren anayasa olabildiğince tepkilerden uzak, ileri bir anlayışla gereksinimleri, özlemleri karşılamalıdır. Devletin hukuksal temelinin, yurttaşlarının güven kapısının daha az tartışılır bulunmasında sayısız yarar vardır. Tarihsel değerlerimiz ve varlıklarımız, anayasanın temelidir. Ulusal özümüz olan anayasayı anayasa yapan, dayandığı değerler, koruduğu ilkeler, amacı, anlamı, ruhu, ereği ve içeriğidir. Saygın kılan da budur. Bu doğrultuda eleştiriler kuşku değil saygı doğurur. Anayasa saygısı, insanlık - insan hakları saygısı, devlet saygısı, yurt-yurttaşlık saygısı, ulus saygısı demektir. Bağımsızlık tutkusu demektir. Benimsenip sayılması anayasanın varlığı ölçüsünde önemlidir. En büyük gücü de güvencesi de "ulusal bilinç" niteliğini almış "Anayasa saygısı"dır. Bu anlayış ve tutumla boşluklarını, eksikliklerini gidermek, daha yeterli kurallar istemek, uygunluk denetiminin daha başarılı yapabilmesinin çözümlerini aramak amacıyla tartışmak, eleştirmek en iyi katkıdır. Sakıncalı yanı da yoktur. Böylece anayasa, tüm çağdaş nitelikleriyle özgürlükçü demokratik düzenin en değerli çerçevesi, ulusal erdemin göstergesi olur. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti böylece gerçekleşir. Yasal eylem ve yollarla yurttaşların eleştiri ve değişiklik istemek hakları, yasama organının sınırlı değiştirme hakkından da geniştir.


Kuruluş yasası uyarınca Anayasa Mahkemesi'nin her yıl düzenlediği bilimsel toplantıda bu doğrultuda ve yoğunlukta açıklanan görüşler kutlanacak, övgüyle karşılanacak yardımlardır. Böylece demokrasinin göstermelik değil gerçek, hukuk devletinin sözde değil özde, yargının gölge değil güvence olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Hukukun üstünlüğünün kurumsal gerçekleşmesi olan Anayasa Mahkemesi, anayasayı en üst düzeyde yorumlama yetkisi bulunan organ olarak (yasama yorumu kaldırılmıştır, hukukun kaynağı yasama organı değil mahkemelerdir) anayasayı güncelleştirip yaşamın olağan bir parçası, varlığımızın temek öğesi durumuna getirerek açıklık kazandırır. Bu da en sağlıklı sonuçtur. Mahkemenin önüne gelen konular siyasal, kararları siyasal niteliklidir ama yaptığı çalışmadır. Asla siyasal içeriği yoktur. Mahkemenin siyasal ilgi ve ilişkisi yoktur.


SONUÇ


Üstünlüğünü ödünsüz savunmak, saygınlığını özenle korumak, yürürlükte kaldığı sürece uygulanmasına içtenlikle çalışma koşuluyla, hukuksal niteliğinin yücelmesi, daha uygun duruma gelmesi için yasal yollar içinde anayasayı eleştirmek ve değişiklikler istemek, her yurttaşın en doğal hakkıdır. Bunun yansız, bilimsel düzeyde ve hiçbir siyasal erek gözetmeden yapılacağı en uygun yer de Anayasa Mahkemesi çatısının altıdır.

7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
Tuva, Tuvart, Tuva Art, Tuvart Haber

Haber

bottom of page