Atatürk'ü Kim Yarattı

Kimileri İngilizlerin Atatürk'ü, Türkleri yok etmek ve gavurlaştırmak amacıyla yetiştirip ortaya attığını söyler. Bu iddiaya göre Atatürk, İngiliz emellerinin eseridir. Ancak Atatürk'ün hayatı boyunca İngiltere'ye yarayan bir eylem ortada görülmemiştir. İngilizler, Atatürk gibi çapta birini yetiştirebilecek kabiliyete sahip değildir. Öyle olmadığı, bugün "Piyasaya sürdüklerinden" bellidir. Kaddafi'nin de Trablus'a gittiğinde "Arap ihanetinin" Atatürk'ü yarattığı iddiası, İngilizlerin Atatürk'ü yarattığı iddiasının Arap versiyonuydu. Dönemin köşe yazarlarından Ergun Balcı, konuyu köşesine taşıdı.


Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal, Şam, Haziran 1907. Kaynak: T.C. Genelkurmay Başkanlığı
Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal, Şam, Haziran 1907. Kaynak: T.C. Genelkurmay Başkanlığı

Reisi Cumhur Sebahattin Öztürkoğlu Arşivinden

Yarına Mektuplar - Birinci Makale

Cumhuriyet Gazetesi

Tarih bilinmiyor

Sayfa 3


KÖŞE ADI : Politikada Sorunlar

MAKALE YAZARI: Ergun Balcı


ATATÜRK'Ü KİM YARATTI


Libya lideri Sayın Albay Muammer Kaddafi, Trablus'ta yaptığı konuşmada Atatürk'ü "Arapların ihanetinin yarattığını" söylemiş. Sayın Kaddafi "Arapların ihaneti, Atatürk'ün ortaya çıkmasına neden oldu. #Atatürk, Arapların Türkleri aldattığı gerekçesi ile yeni bir Türk Devleti kurarak İslam dünyasından uzaklaştı" demiş.


Sayın Kaddafi'nin bu görüşüne katılamadığımızı belirtmek isteriz. Sayın Kaddafi'nin kendi deyim ile "Arapların ihaneti" tek ve o zamanki Türk Toplumunun dışında bir olaydır.


Atatürk çapındaki büyük liderleri ise tek bir olay yaratmaz.

Toplumlardaki mevcut sosyo - ekonomik ilişkiler ve bu ilişkiler sonucu toplumun duyduğu gereksinme yaratmıştır. Atatürk, tarih sahnesine toplum kendisine gereksinme duyduğu için çıkmıştır.


Toplumlar, olağanüstü koşullarda gereksinme duydukları olağanüstü liderleri yaratır. Bu liderlerin ortaya çıkması için toplumsal ilişkilerin belirli bir aşamaya gelmesi zorunludur. "Arapların ihaneti" olmasaydı da Atatürk, tarih sahnesine çıkacaktı çünkü Türk Toplumunun içine düştüğü bunalımdan kurtulması için o çapta bir lidere gereksinme vardır. Toplumdaki bunalımın nedeni de Sayın Kaddafi'nin söylediği gibi "Arapların ihaneti" değil, sosyo - ekonomik ilişkilerin toplumun gereksinmelerinin çok gerisinde kalması idi. Çürümüş, köhne yapıyı yıkıp yeni bir bina kurma zamanı gelmişti. Toplum, bu işi gerçekleştirecek lideri, Atatürk'ün kişiliğinde çıkardı.


Kimi çevreler, I. Dünya Savaşında Alman hükümeti Lenin'e mühürlü tren içinde Almanya'dan geçip Rusya'ya gitme izni vermeseydi, Sovyet devriminin olmayacağını iler sürmüşlerdir. Oysa Sovyet devrimi yine olurdu. Belki biraz daha geç belki biraz daha zor... Ama Rus toplumu, devrime liderlik edecek başka bir Lenin'i mutlaka çıkarırdı. Çünkü üretim ilişkileri, toplumun gereksinmelerini karşılamaktan çok uzaktı ve bu ilişkilerin değişmesi zorunlu hale gelmişti.


Atatürk'ün sahneye çıkışı ve yaptığı devrimin özelliği, o zamanki toplumsal yapının ve koşulların özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Atatürk'ün yeni bir devlet kurarak Laiklik ilkesini kabul etmesi ise (Sayın Kaddafi "Atatürk, Türkleri İslam dünyasından ayırdı" demekle herhalde Laikliği kast ediyor) Araplara kızdığından ötürü değil, yıkmış olduğu eski yapıda büyük istismar konusu olmuş ve çok zararları görülmüş bir uygulamaya son verme isteğinden kaynaklanmıştır.


Atatürk, ne Arapların ne de dinin düşmanı idi. Atatürk sadece Türk toplumunun o zamanki gereksinmelerinin temsilcisi idi. Atatürk, sultan tarafından tutuklatılarak zindana atılsaydı ya da herhangi başka bir nedenle Anadolu'ya geçmeseydi, Türk toplumunun tarih sürecindeki gelişmesi son bulmayacaktı. Bu gelişme gecikecek, bedeli çok daha ağır olacak fakat toplum eninde sonunda bu gelişme sürecinde kendisine önderlik etmek için gereksinme duyduğu lideri çıkaracaktı. Fransa'da 1799 yılında Direktuar üyesi Sieyes "İçine düştüğümüz bunalımdan kurtulmak için bir kılıca ihtiyacımız var" diyordu. Ancak başlangıçta bu "kılıcın" Napolyon olması düşünülmemişti. Önce Gereal Jourdan üzerinde durulmuş, o savaşta ölünce MacDonald ve Bernadotte gibi komutanlar akla gelmişti. Napolyon'un ismi bunlardan sonra ortaya atılmıştı.


1799'da Fransız burjuvasının düzene, sağda soylulardan, solda ise küçük burjuva ve işçilerden gelen tehlikeye karşı korunmaya gereksinimleri vardı. Bu görevi de ancak bir "kılıç" yerine getirebilirdi ve Napolyon olmasaydı, başka bir kılıç bulunacaktı.


Bu kılıç belki Napolyon'un askeri dehasına sahip olmayacak, tüm Avrupa'yı fethetmeyecekti. Ama Fransa'nın dış düşmanlarını yine de yenecekti. Çünkü Fransız askeri, Avrupa'nın en iyi askeri idi ve köylülerden oluşan ordu, köylüleri inim inim inleten krallık rejiminden nefret ediyordu.


Büyük liderler, toplumların büyük gereksinimlerini en iyi karşılayabilecek kişisel yeteneklere sahip olan, bu yeteneklerini toplumun gereksinmesi doğrultusunda kullanan kişilerdir.


Atatürk'ü yaratan da o zamanki Türk Toplumunun büyük gereksinmesi idi.

Yoksa Sayın Kaddafi'nin söylediği gibi "Arapların ihaneti" değil.




122 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör