Avrupa, Afganistan'ı Konuşuyor

ABD'nin Afganistan'dan aceleyle çekilmesini ‘iç politik sebepler’ ile ilişkilendiren Merkel, “Almanya'nın da askerlerinin yer aldığı Batı kuvvetlerinin Afganistan'dan çekilmesi ABD’nin kararıdır” dedi. Almanya Başbakanı, Afgan rejiminin pozisyonlarının çöküşünü domino taşlarına benzeterek, bir taşın çökmesinin ardı ardına çöküşlere neden olacağını dile getirdi.


Yüzlerce Afgan, Kabil havaalanında bir ABD askeri uçağının arkasında koşuyor. (AP)
Yüzlerce Afgan, Kabil havaalanında bir ABD askeri uçağının arkasında koşuyor. (AP)


ABD'nin Afganistan'dan aceleyle çekilmesini eleştiren Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği'nin 27 üye ülkesinin tüm liderleri arasında en cüretkar tutumu takınan lider olarak ön plana çıktı. Merkel, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve akabinde Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani'nin rejiminin çöküşü ve Taliban'ın Amerikan ve NATO güçlerine karşı yenilgisinden yirmi yıl sonra tüm Afgan topraklarını yeniden kontrol etmesi üzerine ABD yönetimine eleştirilerde bulundu.


ABD'nin Afganistan'dan aceleyle çekilmesini ‘iç politik sebepler’ ile ilişkilendiren Merkel, “Almanya'nın da askerlerinin yer aldığı Batı kuvvetlerinin Afganistan'dan çekilmesi ABD’nin kararıdır” dedi.


Merkel’in bu açıklaması Washington’ın, 2001'den bu yana Afganistan'daki savaşında kendisine eşlik eden müttefiklerine danışmadan bu kararı aldığı anlamına geliyor.


Almanya Başbakanı, Afgan rejiminin pozisyonlarının çöküşünü domino taşlarına benzeterek, bir taşın çökmesinin ardı ardına çöküşlere neden olacağını dile getirdi.


Hıristiyan Demokrat Birliği (Christlich Demokratische Union Deutschlands –CDU) Genel Başkanı ve 2021 Almanya Federal Seçimleri başbakan adayı Armin Laschet, daha da ileri giderek, “Batılı güçlerin bu şekilde geri çekilmesi NATO'nun kuruluşundan bu yana başına gelen en büyük felakettir" dedi.


Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, uluslararası toplum, hükümetler ve istihbarat servislerinin Afganistan’daki gelişmeleri yanlış okuduğunu söyledi.


Paris'teki Avrupalı diplomatik kaynaklar, dün, Washington'ın Afganistan’daki gelişmeleri yanlış okuduğunu ve müttefiklerini bunun arkasına sürüklediğini söyledi. Yeni ABD yönetiminin, bu yılın başında göreve gelmesinden bu yana ilk ciddi uluslararası sınavında başarısız olduğunu kaydeden söz konusu kaynaklar, Afganistan'daki ‘yeni Taliban rejimi’ ile ilişkilerde bir ‘yol haritası’ belirlemek için büyük Batı başkentleri arasında ‘yakın’ bir istişarenin olmasının ‘son derece önemli’ olduğunu söylüyor.


Mevcut Avrupa yaklaşımı geçen Perşembe günü benimsenen Avrupa yaklaşımından ne kadar uzak! Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell, geçen Perşembe günü yaptığı açıklamada Taliban’ı tehdit etmişti. Borrell söz konusu açıklamasında, “Eğer onlar (Taliban) güç kullanarak iktidarı ele geçirir ve bir İslam emirliği kurarlarsa, Avrupa Birliği tarafından tanınmayacaklar, tecrit edilecekler (diplomatik olarak), uluslararası destekten yoksun kalacaklar ve sürekli çatışma ve uzun vadeli savaşla karşı karşıya kalacaklar” ifadelerini kullandı.


AB, Afgan halkına her türlü desteğin sağlanması için yüksek politik bir çözüme ulaşılması ve kadınlar, gençler ve azınlıklar dahil tüm Afganların temel haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Borrell, ortak bir Avrupa yaklaşımına ulaşmak için dün, Avrupa Birliği’nin dışişleri bakanlarını bugün öğleden sonra için ‘uzaktan’ bir toplantı çağrısında bulunmuştu. Afganistan'daki son gelişmelerin ve geçtiğimiz gün ve saatlerde müttefiklerle kurulan yoğun temasların ardından, dış politika yetkilisi Borrell, Twitter’dan şu açıklamaları yaptı: “Durumun ön değerlendirmesini yapmak için video teknolojisi aracılığıyla AB dışişleri bakanlarını olağanüstü toplantıya çağırmaya karar verdim. Afganistan bir yol ayrımında. Bu durum vatandaşlarının refahı kadar uluslararası güvenlikle de ilgili.”


27 ülkenin ortak bir siyasi çizgi üzerinde anlaşması beklenirken, Avrupa Komisyonu da dahil olmak üzere Avrupalılar için ilk öncelik bugün, diplomatik kadroları, vatandaşları ve geçmiş yıllarda kendileriyle iş birliği yapan Afganları ülkeden güvenli bir şekilde çıkarabilmek. Diğer yandan Avrupa Komisyonu 27 hükümetten kendileri için çalışan Afgan vatandaşlarına vize vermelerini istedi. Bunların sayısının aile üyeleri hariç 500 ila 600 kişi arasında olduğu tahmin ediliyor.


Buna paralel olarak Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya gibi birçok Avrupa ülkesi diplomatlarının, vatandaşlarının ve başkalarının tek olası çıkış yolu olan Kabil Havalimanı üzerinden güvenli çıkışını sağlamak için Afgan başkentine askeri gruplar gönderdi.


Avrupa Birliği, Taliban'ın iktidara gelmesiyle tehdit olarak görülen herkes için bir ‘koruma’ yani Afganistan'dan bir çıkış güvenliği sağlanmasını talep ediyor.


Fransa Savunma Bakanı Florence Parly dün yaptığı açıklamada, "Paris, Fransa ve misyonları ve Fransız insani yardım kuruluşları için çalışan insanların yanı sıra, sivil toplumdan şahsiyetler, insan hakları savunucuları, sanatçılar, gazeteciler ve dünya çapında savunmaya devam ettiğimiz değerleri savunan herkes için koruma sağlamak istiyor.”


Böylece, birçok Avrupalı ile birlikte Paris, aralarında ABD ve Avrupa ülkelerinin de bulunduğu 65 ülkenin Afganistan'dan ayrılmak isteyenlere izin verilmesi çağrısında bulunan açık davetini aldı. Avrupalılar için en büyük korku, son yirmi yılda kendileriyle işbirliği yapan Afgan kadın ve erkeklerinin Taliban’ın intikam uygulamalarına maruz kalmasıdır. Bu durum, onların korunmalarını Avrupalıların temel bir görevi haline getiriyor.


Pek çok Avrupa ülkesi, daha önce Avrupa'da ikamet etme hakkı olmayan Afgan vatandaşlarının, oradaki kötüleşen güvenlik durumu ve sınır dışı edilmeleri durumunda maruz kalacakları muhtemel sorunlar nedeniyle Avrupa ülkelerine iade edilmelerini durdurma kararı almıştı.


Batı'nın Afganistan'dan çekilmesinin siyasi-stratejik sonuçları ve Avrupalıların Kabil'deki yeni yetkililerle yüzleşmeleri gereken politika ve eylemlerin yanı sıra, bugünkü dışişleri bakanları toplantısına hakim olacak bir başka konu da Afganistan'dan göç korkusu. Ön tahminler, en az yarım milyon insanın ülkeyi terk edeceğini gösteriyor. Avrupalı kaynaklara göre Avrupalılar, geleneksel olarak aralarındaki iç çekişmeli konulardan birini oluşturan bu gelişmeyle başa çıkmak için ‘ortak bir strateji’ benimsemelidir.


Avrupa, Afganistan'dan nispeten uzak olsa da 2020 Avrupa istatistikleri, Avrupa ülkelerindeki sığınmacıların yüzde 10,5'inden fazlasının Afgan olduğunu gösteriyor. Bu oranın önümüzdeki aylarda artması çok muhtemel, bu da Avrupa'nın Afgan göç dalgalarıyla karşı karşıya kalacağı ve sığınma başvurularının daha da yükseleceği anlamına geliyor. Ayrıca, sığınmacıların ‘zulüm korkusu’ gibi meşru bir gerekçeleri var.


Kaynak : Şarkul Avsat

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör