Boğaziçi Üniversitesi, yosundan biyoyakıt üretti

"Yosundan ulaşım sektörü için biyoyakıt üretimine başladık" diyen Boğaziçi Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Berat Haznedaroğlu, "Yosunlardan elde edilen biyoyakıtlarla 2022 yılında ilk jet uçuşu gerçekleştirilecek" dedi.


yosun, biyoyakıt

İklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri, sera gazlarına yol açan fosil yakıtlar. Bu nedenle fosil yakıtlara yeni alternatifler aranıyor. Bu alternatiflerden biri de biyoyakıt üretiminde kullanılabilen yosunlar.


Yosunlar, verimli tarım arazilerine ihtiyaç duymadıkları için tarımsal faaliyetler ile rekabet etmiyorlar. Güneş ışığı ve karbondioksit kullanarak fotosentez yaptıklarından sürdürülebilir koşullar altında üretiliyorlar.


Biyorafineriler, konvansiyonel rafinerilerde işlenen fosil yakıtlara alternatif biyoyakıt üretimi yanında katma değerli ek ürünlerin de elde edildiği, sıfır atık temelli ve sürdürülebilir kalkınma odaklı bir model sunuyor.


Biyorafineri modeli ile beraber uygulanacak sürdürülebilir yöntemlerle, çeşitli gıda, yem, materyaller, kimyasallar ve enerji; yakıt, güç ve ısıya dönüştürülüyor.


Biyoekonomi Odaklı Kalkınma için Entegre Biyorafineri Konsepti Projesi (INDEPENDENT) kapsamında fosil kaynaklara bağlı olmadan, tamamen alg (yosun) tabanlı sürdürülebilir doğal kaynakların işlenebilmesi için çalışmalar başladı.


Boğaziçi Üniversitesi Kilyos Sarıtepe Kampüsü'nde faaliyet gösteren İstanbul Mikroyosun Biyoteknolojileri Araştırma ve Geliştirme Birimi (İMBİYOTAB) çatısı altında, sıfır atık hedefli, karbon-negatif yani hava temizleyici özelliği olan, entegre bir biyorafineri sistemi tasarlandı.


Proje, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin destekleriyle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında yapılıyor.

Açık havada güneş ışığından faydalanılarak kurulan havuz sistemlerinde toplam 80 metreküplük bir kapasite bulunduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Berat Haznedaroğlu, "Kapalı cam sera kısmında ise, özel olarak tasarlanan cam reaktör sistemlerinde 30 metreküplük üretim yapılıyor. Her üretim partisi toplam 2-3 hafta sürüyor. Alınan ürünler 11 farklı biyoteknolojik ürün için entegre bir biyorafineride işleniyor" diyor.



"Dünyada halen fosil kaynaklar birincil enerji üretiminde yüzde 90 seviyesinde kullanılıyor"


"Dünyada halen fosil kaynaklar birincil enerji üretiminde yüzde 90 seviyesinde kullanılıyor" diyen Haznedaroğlu, "Türkiye özelinde enerji en büyük cari açık kalemi ve büyük oranda dışa bağımlılık devam ediyor. Yosunlar yerli üretim imkanları ile farklı sektörlere doğrudan hammadde temini sağlayabileceği için katma değer yaratıyorlar" bilgisini veriyor.


Biyoyakıt gibi daha güncel uygulamaların 1980'lerde ilgi çekmeye başladığını hatırlatan Haznedaroğlu, "Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar yosunlar gibi tüm biyoyakıt hammaddelerine olan talebi dönem dönem değiştiriyor. Birim biyokütlesinden elde edilen yüksek kar marjlı sağlık ve gıda ürünleri özellikle son on yıllık dönem içinde talep kazandı" şeklinde konuşuyor.


Haznedaroğlu, bu sistem ile sadece jet yakıtı ile enerji sektöründe değil, aynı zamanda sağlık, gıda ve kozmetik alanda da üretimler yapılması planlandığını belirtiyor.



"Tamamen rüzgâr enerjisi destekli tesis, Türkiye ve Avrupa'nın ilk karbon-negatif entegre biyorafinerisi"


Haznedaroğlu, "Tamamen rüzgâr enerjisi destekli tesis, Türkiye ve Avrupa'nın ilk karbon-negatif entegre biyorafinerisi olma özelliğini taşıyor. 2 bin 500 metrekarelik bir Ar-Ge alanı ve üretim sahasında kurulan 80 metreküplük açık havuz ve 30 metreküplük kapalı üretim reaktörlerinde yetiştirilen alglerden, organik biyogübre ve biyoyakıtlar geliştiriliyor" diyor.


Kullanılan yosunların Türkiye ekosistemine uygun türler olduğunu dile getiren Haznedaroğlu, yosunların zorlu koşullara adapte olabildiğini söylüyor.



"Yosun tabanlı omega-3'ler doğrudan kontrollü ortamlarda üretilerek balık stoklarının korunmasına yardımcı olabiliyor"


Yosunların, karbondioksit özümseyerek, güneş ışığı altında büyüdüklerinden sürdürülebilir uygulama örneği teşkil ettiklerine dikkat çeken Haznedaroğlu, "Mesela, yosun tabanlı omega-3'ler doğrudan kontrollü ortamlarda üretilerek balık stoklarının korunmasına yardımcı olabiliyor. Yüksek antioksidan kapasitesine sahip sağlık sektörüne yönelik ürünler farklı metabolik hastalıkların tedavisinde kullanılabiliyor. Enerji sektörüne yönelik geliştirilen biyoyakıtlar petrol tabanlı ürünlere harmanlanarak ham petrol kullanımını azaltıyor. INDEPEDENT da yerli üretim için hammadde sağlamaya başlayacak. Satış ve sonrası süreçler Türk Gıda Kodeksi ve diğer AB ve TSE standartları gözetilerek takip ediliyor" bilgisini veriyor.


Mikroyosunların hızlı büyümelerine rağmen üretim sistemlerinde birim hacim içindeki yoğunluklarının düşük kalabildiğini ve bu sorunu aşabilmek için daha yüksek ölçekte üretim yapılması gerektiğini söyleyen Haznedaroğlu, "INDEPENDENT projesi kapsamında yosunların üretim verimindeki performansının artırılması ve bu sayede maliyet düşürülmesi hedefleniyor" diyor.



"Yosunların havayı temizleme etkisi, iklim değişikliği mücadelesine katkı sağlayacak"


Yosunların gelişmesi için gerekli olan karbondioksitin, yakın tesislerde sera gazı üreten fabrikalardan temin edildiğini kaydeden T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uzmanı ve proje sorumlusu Orkun Özden, bu sayede bölgenin havasının temizlenmeye başlanacağını ve diğer sera gazı üreten fabrikaların da iklim değişikliği mücadelesine katkı sağlayacağını belirtti.


Kaynak : Independent Türkçe

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör