Lübnan gazı ve İsrail seçimleri

Şarkul Avsat'ın Lübnanlı yazarı İlyas Harfuş, Lübnan gazı ve İsrail seçimleri hakkında bir yazıyı kaleme aldı.


gaz, doğalgaz


Denizdeki balıkları satan biri gibi, Lübnan'daki yetkililer de henüz İsrail ile deniz sınırını belirleme anlaşmasını imzalamadan ve bu sularda bulunan gaz rezervlerinin boyutunu bilmeden önce, Lübnan karasularında mevcut olduğunu söyledikleri gaz rezervinin sağlayacağı fırsatlarla övünmekte acele ettiler. Bu rezerv yetkililer tarafından ekonomik sıkıntıya çözüm, bankalarda yağmalanan paralarını Lübnanlılara iade edecek, evlerinin yoksun olduğu elektriği sağlayacak, dibe vuran para birimlerine değer kazandıracak bir araç olarak pazarlandı.


Gaz yatırımlarına bağlanan bu umutlar karşısında, İsrail'in deniz sınırını belirleme anlaşmasında Lübnanlı müzakereciler tarafından önerilen değişiklikleri reddetmesi, müzakere sürecini işleri sıfır noktasına döndürecek bir açmazla karşı karşıya bıraktı. Lübnan tarafı, Amerikan arabuluculuğu altında yürütülen müzakerelerin başarısı konusundaki iyimserliğini dile getirmişti. Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, anlaşma taslağını olumlu diye nitelendirerek övmüştü. Cumhurbaşkanı Mişel Avn, gaz sayesinde Lübnan'ın mali krizini çözme fırsatının yakın olduğunu defalarca tekrarlamıştı.


Lübnan'da, ABD'nin sınır çizimi ile ilgili önerisinin onaylandığı duyurusu hiçbir tarafta rahatsızlık uyandırmadan yapıldı. Üç başkan (cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanı) öneriye ilişkin değerlendirmelerinde mutabakata vardılar. Lübnanlılar, bir iç krizde nadiren oluşan bu olumlu atmosfer nedeniyle iyimserliğe kapıldı. Zira bilindiği gibi Lübnanlılar bir sonraki cumhurbaşkanın seçiminden hükümetin kuruluşu, Beyrut Limanı patlaması soruşturması ve Lübnan'ın dış ilişkilerine kadar her konuda ihtilaf içindeler. Ancak, ülkedeki en etkili güç olan Hizbullah başta olmak üzere Lübnanlıların yarısının pek de sevmedikleri ABD'nin sponsorluğunu yaptığı, diğer tarafının Lübnan ile ilişkileri düşmanlıkla karakterize edilen İsrail olduğu bir anlaşmaya ilişkin sessizliğin ardında vaat edilen ve halen deniz altında yatan gaza dair umutlar duruyor. ABD’yi müzakereleri kolaylaştırma rolünü oynamaya sevk eden de Lübnan ve İsrail arasındaki bu düşmanlıktı.


Ancak eleştirel seslerin kesilmesinin arkasında dikkat edilmesi gereken bir başka neden daha var ki o da Hizbullah'ın müzakere ve anlaşmaya varma sürecine verdiği geçiş biletidir. Meclis Başkanı Nebih Berri’den bu büyüklükte bir mesele bir yana, küçük meselelerde dahi Hizbullah'ın onayını almadan hiçbir şey yapmayan Cumhurbaşkanı’na ve müzakereleri yürütmesi için Cumhurbaşkanı’na ismini önerenin Özgür Yurtsever Hareket'in Başkanı Cibran Basil olduğunu kabul eden Milletvekili İlyas Ebu Saab'a kadar anlaşmayı öven güçlere baktığımızda, Hizbullah’ın bu onayını görebiliriz. Daha önce Lübnan ordusundan uzmanlar ile bir dizi sivil uzmanın, müzakerelerin temeli olmasını önerdiği mevcut sınır çizgisini aşan bir deniz hattından (Hat 29) vazgeçmeyi kolaylaştıran formül üzerinde iş birliği yapanlar, genellikle kendilerini “direniş” safında tanımlayan bir güçler grubuydu. Şimdi bu güçler ülkeye zenginlik getirebilecek ve onu sıkıntılarından kurtarabilecek bir anlaşmanın bozulmak istenmediği gerekçesiyle bu konuda susuyorlar.


Bu güçlerin Amerikan ibareleri ile formüle edilmiş bir anlaşmaya, İsrail'in de onayından sonra onay vermelerinin nedeni, yukarıda da bahsedildiği gibi ekonomik sıkıntılardan kurtulmayı vaat eden hayaller olarak açıklanıyor. Hizbullah’ın çevresi adı verilen bölgeler de artık bu ekonomik sıkıntılara yabancı değil, çünkü bu çevrenin insanları da Lübnan vatandaşı, çoğu diğer vatandaşlar gibi ekonomik sıkıntılardan mustarip ve Hizbullah onların acısını ve sıkıntılarını görmezden gelemez.


Anlaşmanın onaylanmasının ekonomik sıkıntıların yanı sıra bir nedeni daha var, o da artık bilinen ama bu meselede daha görünür hale gelen Hizbullah’ın Lübnan siyasetinde sahip olduğu etki. İsrail’e en “karşı” olan güç bu anlaşmayı kabul ediyorsa, daha az karşı olanlar nasıl itiraz edebilir temelinden hareketle Hizbullah tüm muhalif sesleri susturabilir. Bilhassa Hizbullah’ın medyasını kullanarak başka hiçbir konuda arkasında durmadığı devletin sınırı belirleme konusundaki “kararının arkasında” durduğuna atıfta bulunmasından sonra, kim anlaşmaya itiraz edebilir ki? Ancak dikkat çekici olan, Lübnan'daki sessizliğe İsrail tarafında benzer bir sessizliğin eşlik etmemesiydi, çünkü Kariş sahasına yapılacak gaz yatırımlarının sonuçları Lübnan'ın kendisine vaat ettiklerini aşıyor gibi görünüyor. Ayrıca Kana sahasından farklı olarak bu sahadan gaz çıkarmak için gereken imkanlar da hazır. İsrail'de, Likud bloğu ve lideri Netanyahu tarafından temsil edilen muhalefet sesini yükselterek, Hizbullah'ın bu anlaşmayı Lübnan içindeki ihtilaflarda siyasi bir yatırım olarak kullanması olasılığına, gaz gelirlerini füze satın almak için kullanarak İsrail için gelecekte bir tehlike oluşturma ihtimaline itiraz etti. İsrail seçim arifesinde olduğundan buradaki abartılı propaganda apaçık görülse de (zira Hizbullah füze ve insansız hava araçları elde etmesini engelleyecek bir mali kriz yaşamıyor), aynı zamanda İsrail'de bu anlaşmanın, itirazların önüne geçmeyi başaran Hizbullah’ın işi olduğuna dair bir kanaatin bulunduğuna işaret ediyor.


Yair Lapid ve hükümetine karşı yürütülen Hizbullah'ın tehditlerine boyun eğdiği kampanyası bundan kaynaklanıyor. Bu sırada Hizbullah medyası, İsrail'i Lübnan koşullarını kabul etmeye zorlayanın kendi İHA’ları olduğunu ileri sürerek bu kampanyayı destekliyordu.


Şimdi bu kampanyanın hedeflerine ulaşmakta başarılı olduğu, İsrail'in Kana sahasında talep ettiği mali haklara ilişkin Lübnan’ın önerdiği değişiklikleri İsrail'in reddetmesinin ardından Lübnan'ın umutlarının suya düştüğü söylenebilir. Bu ret, Lübnan hükümetini ve Lübnan yatırım yapamayacaksa İsrail'in de bu sahalara yatırım yapmasını engellemekle tehdit eden Hizbullah'ı zor durumda bıraktı. Zira Lübnan'ın mevcut koşullarında İsrail ile girişilecek bir askeri çatışma, Lübnanlıların ellerinde kalan yaşamlarını kolaylaştırıcı son şeylerin de ortadan kalkması anlamına gelecektir.


Kaynak : Şarkul Avsat

6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör