Umut Etmeye Dair

Umudun yaşam ve ölüm arasında dahi ne denli etkili bir olgu olduğuna değinen Elif Sözer, yeni makalesinde yine eşsiz tespitlerde bulunuyor.


dua

TuvART Yazar : Elif Sözer


Operet besteleri ile ünlü olan Franz Lehar Autswich, toplama kampında tutukluyken bir gece rüyasında birinin kendisine “Bilmek istediğin ne varsa sor, sana yanıtını vereceğim.” dediğini görür.


Lehar rüyasındaki kişiye “Kampımız ne zaman özgürlüğüne kavuşacak, acılarımız ne zaman bitecek?” sorusunu sorar.


Rüyadaki ses ona “30 Mart” cevabını verir. O günden sonra Lehar, 30 Mart günü savaşın biteceğine dair umutlu bir şekilde beklemeye başlar. Fakat kampa ulaşan savaş haberleri o gün özgür olmalarının pek de mümkün olmadığını göstermektedir. 29 Mart günü Lehar aniden hastalanır ve 30 Mart günü bilincini yitirerek bir gün sonra vefat eder.


Kamp arkadaşı olan nörolog Victor E. Frankl bu olayı şöyle yorumlar: “Bir insanın ruhsal durumuyla (cesareti ve umudunun varlığı ya da bunların bulunmayışı) vücudun bağışıklık sistemi arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır. Arkadaşımın ölümünün nihai nedeni, beklediği özgürlüğün gelmemesi ve ağır bir hayal kırıklığı yaşamasıydı. Geleceğe olan inancı ve yaşama isteği felce uğramış ve bedeni hastalığa yenik düşmüştü; böylece rüyasındaki ses haklı çıkmıştı.”


Peki ümitler ve hayaller bitince ya da “pes edince” ne olur?

Belirsizlik, amaçsızlık duygusunu körüklediğinde yaşam reddedilmeye başlanılabilir.


“Yaşamak için bir nedenim yok diyen insana ne denilebilir ki?” diye soruyor Frankl.


İşte bu noktada yaşama yönelik tutum değişikliğine gitmek gerekebilir:

Bizlerin yaşamdan bir şeyler beklemesi yerine, içindeki her şeyle yaşamın bizden ne beklediği iplere sıkı sıkıya tutunmayı kolaylaştırabilir. Saksıdaki çiçekler bizden su bekliyor, sokaktaki kediler bizden mama bekliyor, ihtiyaç sahibi biri kendisine yardım etmemizi bekliyor, çocuğumuz uyumadan önce bir öpücük bekliyor vs.


Çok basit gibi gelebilir ama basit bir görev ya da amaç bile insanın içsel gücünü yeniden kazanması için yeterlidir.


Bir gün olmasını dilediğinin uğruna yaşamak; yaşarken aldığından çok vermek, varoluşuyla erişebildiği tüm varlığa katkıda bulunmak değiyor katlanılması zor olana katlanmaya.


3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sen, Sen Ol!