Yaşamın Kelebek Etkisi

Güncelleme tarihi: Ağu 28

Rakamsal ifadelerde binde birlik farkın büyük ve öngörülemez sonuçlar yarattığını biliyor muydunuz ve buna kelebek etkisi dendiğini... Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü mezunu Yüksek Mimar, aynı zamanda TuvART Köşe Yazarı Elif Sözer, yeni makalesinde "Yaşamın Kelebek Etkisi"ni yazdı yazdı.


kelebek etkisi


TuvART Makale : Elif Sözer


Meteorolog Edward N. Lorenz’in hava durumu tahminini modellemek için yaptığı bir deneyde, başlangıç verisini 0.506127 yerine 0.506 olarak girdiğinde çok farklı bir sonuç oluşmuştu. Bir kelebeğin kanat çırpışıyla oluşabilecek binde birlik farkın büyük ve öngörülemez sonuçlar yarattığını fark eden Lorenz, “Kelebek Etkisi” adını verdiği bu analoji ile başlangıç koşullarını bilmenin imkânsız olduğunu ve küçük bir değişimin, sonuçları çok fazla değiştirebileceğini ortaya koydu. 1972 yılında yaygın tanımı ile kelebek etkisini “Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması, Amerika’da fırtına çıkmasına neden olabilir” şeklinde açıkladı.



Peki determinizmden kaosa geçişte kelebek etkisinin rolü nedir?


Newton’un klasik fizik yasalarına göre determinizm; bir cismin herhangi bir andaki konumu, hızı ve enerjisi bilindiğine, o cismin gelecekte herhangi bir andaki konumu, hızı, enerjisi öngörülebilir. Olguları ampirik nicel verilerle açıklayan determinist-pozitivist yaklaşımın neden-sonuç ilişkisinde lineerlik söz konusudur ve şu an meydana gelen bir durumun sebebi önceki olayların sonucudur.


Determinizmden kaosa paradigma değişikliğinde ise lineer nedensellikten fraktal nedenselliğe geçiş söz konusudur ve dinamikler arasındaki etkileşim şu anki bilimin “rastlantısal” olarak yorumladığı sistemler tarafından yönetilmektedir. Çoklu değişkenlerin dinamik yapısı düzensiz örüntü ağları gibi görülse de sistemin kendi içindeki düzeni olasılıklar arasında seçimlerle devam eder.



Aslına bakarsanız “karmaşık, rastlantısal, rastgele” gibi ifadeler, henüz algılanamayan ve açıklanamayan olguların bilimsel ara yüzü gibidir.


Evrenin niceliksel, niteliksel tüm sistemlerindeki kaos -tıpkı evrimde olduğu gibi- “evreni evirenin hilkat silsilesidir.”



Ön görülemezlik kaosun bileşenlerinden biri ise; evrenin en karmaşık yapılarından biri olan insanın kaotik yapısının biricikliğini göz ardı ederek duygusal ve davranışsal dışavurumu örüntüsel çıkarımlarla yorumlamak, eksik veya yanlış yargıların sonucu zihinsel ve ruhsal çöküşlerin nedeni olabilmektedir. Bu durum, tıpta "hastalık yoktur, hasta vardır" ile eşdeğerdir.



Herkesin kendi doğrusunu evrensel hakikatmiş gibi empoze ettiği post-truth çağında dijital medyanın yaygınlaşması ile özellikle insan ilişkilerine yönelik provokasyonlar ve manipülasyonlar artmıştır. İnsanın nevrotik yanından nemalanan ve new-age akımlardan temellenen bu manipülasyonlar narsisizmi besler ve bireyi yalnızlık paradoksunun içine hapseder.



Paradoks diyorum çünkü birey içinde bulunduğu durumda hem yalnızlıktan memnuniyetsizdir hem de yakınlık korkusu ile ilişkilerini sabote ederek yakınlık kurmak isteyenleri uzaklaştırır.



Oysa bireyler arası interaktif dinamikler her ilişkide özeldir ve insanın biricikliğinin öngörülemez yapısı stereotipler veya önyargılarla kategorileştirilemeyecek kadar kaotiktir. Burada kastedilen karmaşıklık değildir: Bireyin varoluşunda etkin olan tüm fenomenler kaosun bileşenleridir: Bilinçdışı kodlar, somatik imleçler, epigenetik faktörler, sosyo-kültürel alt yapı, inançlar, travmalar, hormonal sistemler, algısal süreçler, patolojik durumlar, çevresel uyaranların nicelik ve niteliği gibi olgular bireyin duygusal ve davranışsal dışavurumunu yönetir.



Örneğin bize öfkelenen birinin bu davranışının altındaki neden bizim ona olan kırıcı bir davranışımızın yankısı olabilir. Fark etmeden travmasını tetiklemiş olabiliriz. Hayal kırıklığına uğradığı, üzgün olduğu, tehdit algıladığı, sınır çizmek istediği veya kendini yeterince ifade edemediği için duygularını sansürsüzce ifade etmiş olabilir. Böylesi bir durumda, olayı analiz etmeden ve bireyleri tanımadan yapılan manipülatif yargılar ilişkiyi daha da çıkmaza sokabilir.



Bireyi agresyona bağımlı hale getiren egosantrik yargılar insanın iç görü yapması ve durumlarla ilgili sorumluluk almasına da ket vurur. (Narsisizm Kafdağı’na bayrak diker anlayacağınız.)



Sonuç olarak her insanın kaotikliğin içinde bir düzeni vardır ve bireylerin davranışları lineer örüntüde ilerlemez. Kelebek etkisinin insan davranışlarındaki öngörülemez yapısında kaosun olasılıklarından seçtiklerimizdir bizi biz yapan.



Bundan dolayıdır ki; bir stereotipler veya genel yargılar insanın biricikliğinde, kendilik algısında ve ilişkilerin öznelliğinde bir önem arz etmez.

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör