Ulusal Birliği Kurmak

Oktay Akbal, Ulusal Birliği Kurmak adlı makalesinde "Türk'ün, Türk'ten başka dostu yoktur, sözüne gel de inanma!" dediği Cumhuriyet gazetesindeki köşesindeki makalesi.


Ulusal Birliği Kurmak, Oktay Akbal



Reisi Cumhur Sebahattin Öztürkoğlu Arşivinden


Yarına Mektuplar - Altıncı Makale

Cumhuriyet Gazetesi



HABER ADI : Ulusal Birliği Kurmak

MAKALE YAZARI: Oktay Akbal


Dört yanımız "karşıt" güçlerle çevrilmiş bir durumda. Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, İran, Sovyetler Birliği... Şimdilik bir Sovyetler Birliği ile aramızda herhangi bir anlaşmazlık yok. Geri kalanlarla şu ya da bu sebeplerle ters düşmüşüz. Hele Yunanistan'la ve Bulgaristan'la neredeyse savaşa tutuşacak kadar gergin bir ilişkimiz var...


Bunlar günün gerçekleri; kimse "hayır öyle bir şey yok" diyemez. Ermenilerin kanlı olaylar yaratan düşmanlığı, Doğu illerimizdeki ayrılıkçı çetelerin sürüp giden eylemleri de bunlara eklenmelidir. "Türk'ün, Türk'ten başka dostu yoktur!" sözüne gel de inanma!


"Türk Dostu" diye tanıtılan Bay Kissenger bile 25 milyonu almadan Türkiye Başbakanı'nı kahvaltıya çağırmıyor, akşam yemeğine gelip yarım saat konuşmuyor! Parayı veriyorsun, ABD'nin ünlü adamını bir saatliğine yanında gösteriyorsun! Başbakanımız ABD'nin Harvard Üniversitesine onur doktoru olmaya kalkışıyor - şu ya da bu kişinin özel girişimiyle- geri çevriliyor!


Bizi seven yok...

Zaten bugünün dünyasında kimse kimseyi karagözünün hatırı için sevmez.


İlişkiler, çıkarlara dayanır.


Yalnız bugün mü? Böyle gelmiş böyle gider!


Hele biz, adamların ayağına gidecek - hem de tüm iş adamlarını ardımıza takarak- bir durumda isek ne saygı görürüz, ne de sevgi! Bir Atatürk'ün on beş yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşadık tattık bu güzel, onurlu duyguyu... Herkes bize gelirdi; kimseden de bir şey istemezdik. Hatta Osmanlının yüz yıllık borcunu bile ödemiştik. Bu yüzden saygı uyandırdık; çekinilen, dostluğu özlenilen, saygı uyandıran bir ülke idik...


Geçmişe "mazi" derler!


Türkiye böyle bir durumda.

Düşman demesek de "karşıt güçler"le çevriliyiz. İçten bizi çökertmek isteyenler de var. Öyleyse ne yapmalı?


Bir tek amacımız olmalı, içte ulusal birliği en sağlam biçimde kurmak...

Bunu istemeyen kimse olamaz gibi gelir bana... Peki, nasıl gerçekleştirilir bu gerçek ulusal birlik?


Önce tüm yasaklamaları kaldırmalı...

Hoşgörüye dayana genel bir bağışlama çıkarmalı... Ulusa, demokratik tüm hakları vermeli. İşkence, eziyet gibi çağ dışı, uygarlık dışı çirkin işlere kalkışanlar en ağır cezalara çarptırılmalı.

Olağanüstü koşulların şu ya da bu yasağın kapsamında kimse bırakılmamalı.

Açıkçası on yıl, beş yıl süreyle siyasa dışı bırakılan eski politikacıların yeniden tam bir özgürlüğe kavuşturulmaları sağlanmalı.


En önemlisi de en kısa sürede yeni bir genel seçim yapılmasının gerekli olduğuna inanmalı.


Bu seçimde eski - yeni, bir süre yasaklı kalmış - kalmamış tüm politikacıların, kendilerinde hâlâ ulusun sevgisi, güveni kaldığına inanan herkes ama ayrımsız herkes katılabilmeli...


Bunlar birtakım öneriler. Dinlenir mi dinlenmez mi bilemem.

Ama kırk yıldır yazan, düşünen, okurlarıyla iletişim kuran bir yazar olarak; çeşitli karşıt güçlerle çevrili bir ülkenin bireyi olarak; sorumluluk denen değere inanan bir yurttaş olarak bunları yazmayı tarihsel bir görev sayıyorum.


6 Kasım'da bir seçim yaptık. "İzinli" partiler, kişiler katılabildi buna...


SODEP, DYP gibi partiler çizgi dışına itildi. Pek çok aday "veto" eidldi. Sonunda ortaya bir parlamento çıktı. Hepimiz oy verdik. Ben de verdim. Neden? Her türlü koşulda, her türlü durumda, her türlü zorluk karşısında bile demokrasi savaşımının verilmesine inandığımdan...


6 Kasım'da zaten "içerdeydim" 6 Kasım gecesi ANAP seçimi kazandı diye "aşırı solcu" diye içeriye atılan gençlerin sevinçli bağrışmalarını duydum. Demek ANAP'ın seçimlerden üstün çıkması bile o günlerde bir göstergesi sayılmış!


Ne var ki bu parlamento, Türk halkının özlemlerine yanıt vermiyor.


Yazımın baş tarafında belirttiğim gibi bütün siyasal yasaklar, önlemler kaldırılmalı; herkes ama herkes, eski yeni her politikacı şu ya da bu partiye girebilmeli, aday olabilmeli; en geç önümüzdeki kasım ayında yeni bir genel seçim yapılmalı. Dosta düşmana Türkiye'de gerçek demokrasinin kurulduğunu kanıtlayabilmeli.


"Ben olmadığım için böyle oldu", "beni önlediler", "beni yasakladılar" gibi savlar ortadan kalkmalı.

Herkes ulus karşısında sınavdan geçirilerek boyunun ölçüsünü almalı.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör